


Serbest radikaller, aşırı aktif oldukları için diğer moleküllere saldırma özelliğine sahip yapılardır. Peki, bu ne demektir? Doğada bir molekülün stabil olabilmesi için elektron (negatif elektrik yüklü parçacık) sayısının proton (pozitif elektrik yüklü parçacık) sayısına eşit olması gerekir. Bu durumda bir molekül kendisini tamamlamak için etrafındaki diğer moleküllerle birleşme eğilimi daha doğrusu diğer yapılara saldırma özelliği göstermeyecektir.
Serbest radikaller ise son yörüngelerinde taşıdıkları elektronları, protonlarından bir eksik veya bir fazla olan dolayısı ile nötr olamayan moleküllerdir. Bu nedenle ya fazla elektronlarını vermek ya da eksik elektronun yerine yenisini bulabilmek için yakınlarındaki moleküllere bağlanma, dolayısı ile onların bütünlüğünü bozma eğilimi gösterirler.
Neden serbest radikaller bizim için sorundur?
İnsan vücudu oksijen tüketerek hayatta kalabilen bir organizmadır. Soluma ile havadan aldığımız oksijen, gıdalarla aldığımız karbonhidrat ile (bir anlamda) yanar ve ortaya çıkan ısıyı biz "enerji" olarak kullanırız. İşte bu yanma işlemi sonucunda bir çeşit egzoz gazı olarak değerlendirebileceğimiz serbest radikaller açığa çıkar. Serbest radikaller, bir eksik ya da bir fazla elektronları olduğu için aşırı aktif yani saldırgan moleküllerdir. Hücrelerimizin zarına, damarlarımızın duvarına veya hücre çekirdeğine yani DNA'larımıza saldırma eğilimi gösterirler.
Serbest radikaller hücre zarına saldırdığı için erken hücre kayıpları yani bir anlamda yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Yine aynı nedenle hastalık süreçlerindeki iyileşmemiz sınırlanır. Serbest radikaller damar duvarına saldırdığında damar sertliği yani arteriyoskleroz ortaya çıkar. Hücre çekirdeğine yani DNA yapımıza saldırdıkları zaman ise genetik bozulmalar sonucu kanser ortaya çıkar.
Kaçınmanın yolu var mı?
Oksijen soluduğumuz sürece serbest radikalleri üretmemiz kaçınılmazdır. Organizmamız zaten önlemini almıştır. Normal koşullarda karaciğerimiz serbest radikalleri temizler. Karaciğer serbest radikalleri, antioksidan enzimleri ile temizler. Zaman içinde karaciğer bu alanda yorulacağından biraz yavaşlayabilir. Zaten damar sertliği ve kanserin sıklıkla ileri yaşlarda karşımıza çıkma nedeni de budur. Üstüne üstlük hava kirliliği, fast food alışkanlığı, obesite, ilaçlar, sigara, alkol tüketimi gibi nedenlerle günümüz insanı karaciğerini daha da yormakta ve serbest radikallerin temizlenme sürecini yavaşlatmaktadır.
O halde ne yapmalıyız?
Öncelikle karaciğerimizi koruyalım. Alkol ve sigara mümkünse hayatımızdan çıksın. Kan yağlarımızı kontrol edelim. Doktora danışmadan ilaç kullanmayalım. İyi uyuyalım. Uyku karaciğerin gücünü toplamasını sağlayan en önemli silahımızdır. Ayrıca beslenmemizde antioksidan etkisi olan gıdaları eksik etmeyelim.
Nedir bu antioksidan etkili gıdalar?
A, C ve E vitaminleri antioksidan etkili vitaminlerdir. Özellikle beta karoten, bir A vitamini metabolitidir ve antioksidan etkisi yüksektir. Bu vitaminlerden zengin beslenme, karaciğere destek sağlayacaktır. Ayrıca sarımsak, ginseng ve gingko biloba gibi maddelerde de yüksek oranda antioksidan etkinlik vardır. Antioksidan içeriği zengin gıdalar ve gıda takviyeleri ile ilgili bilgileri zaman içinde bu siteden izleyebilirsiniz.